- [ TELEFON: 0532 477 13 72 ] -

HİZMETLERİMİZ

YAZILARIM

KADININ DURAĞAN MUTLAK GÜCÜ

Hangi kültür ve toplum biçimi olursa olsun, o toplumun şeklini ve kimyasını belirleyen, kadının durağan ve mutlak gücüdür. Bu güç ilk bakışta çok net bir biçimde fark edilmez. Ancak,  görünenin biraz arkasına geçebilirsek, kadının bu hayranlık uyandıran durağan ve mutlak gücünü görebilir, inanılmaz çekim etkisini ve mistik bağlayıcılığını hissedebiliriz. Tıpkı bir annenin çocuk üzerindeki güven verici, bağlayıcı etkisi gibi. Kadın olsun erkek olsun, hayatında derin ve doyurucu ilişkiler yaşayabilen insanların tamamı, bilerek ya da bilmeyerek bu gücü kullanan kişilerdir. Bu gücün bilinçdışımızdaki yansımasına ‘’ARKETİP’’ denir.

 

Evrendeki canlı cansız tüm nesneler ve olaylar, genetik miras ve beş duyumuz sayesinde  bilinçdışımızda depolanırken, dişi ve erkek olmak üzere iki temel  kategoriye ayrılır. Bu sınıflandırma otomatik, bizden bağımsız ve tüm insanlık için kültür ötesi bir ortaklığa sahiptir. Bunlara dişi ve erkek arketipleri denir. Genellikle hareket eden, aydınlatan, içe giren ve göz önünde olan olgular (kılıç, savaş, güneş, ağaç v.b.) eril arketiplerdir (ANİMUS). Durağan, karanlık, içe alan ve çok ta göz önünde olmayan olgular ise (toprak, gece, mağara, göl, büyü v.b.) kadın arketiplerindendir (ANİMA). Bunlara biraz daha yakından bakarak kadının (yani bilinçdışı dilde animanın), bilinçdışımızdaki gücüne şahit olabiliriz: Güneşi ele aldığımızda, bilinçdışı arketipsel dilde, tüm insanlık için ortak olarak gücün ve gösterişin sembolüdür. Buna bağlı olarak da tam bir eril arketiptir (ANİMUS). Buna karşın karanlık, gizemli, sessiz ve derin bir şey daha vardır ama o pek göz önünde durmaz. Değil güneşi yıldızları, galaksileri bile içine alır, tıpkı ana rahmi gibi korur, barındırır, geliştirir. O da dişi (ANİMA) olan  evrendir. Evrenin o asil, sessiz büyüklüğünün, kuşatıcılığının yanında yıldızlar, okyanustaki  birer damla gibi kalırlar. Bu  gizemli ama güven veren büyük güç, tıpkı kadının o mutlak durağan gücü gibidir.

Örneğin ‘’TOPRAK’’, kadına (ANİMA) ait güçlü bir arketiptir. Durağandır, sessizdir, çok gözönünde değildir. Doğurganlığın ve bereketin sembolüdür.  İyi kötü diye bir ayırım yapmaksızın, koşulsuz kuralsız herkesi barındırır ve doyurur. Bu yüzden bizler toprağı kadınla özdeşleştirir, ‘’Toprak ana’’ deriz. Tasavvufta Sufi Meşrebinin Kırk Kuralı’na baktığımızda, sayılan özelliklerin çoğunun toprağa ait özellikler olduğunu görürüz. (Hoşgörü, sabır, cömertlik, yargılamadan herkesi ve herşeyi kucaklamak, v.b.) Bu özelliklere sahip kişiler ölümsüzdür. Yüzyıllar da geçse unutulmaz, ilk günkü tazelikleri ile gönlümüzde ve zihnimizde hep yaşarlar. (Mevlana, Yunus Emre, Aşık Veysel v.b.) Ayrıca bu özelliklere sahip kişiler, sosyal ilişkilerinde başarılı, iktidar sahibi olmadan da toplumu  yönlendirebilen, aydınlatan lider kişiliklerdir.

 

Bugün hepimizin acısını çektiği, kalabalıkların içindeki yalnızlığımızın tek ilacı toprak (ANİMA) özelliklerine sahip olabilme becerimizi arttırmaktır. Ancak böylelikle derin ve doyurucu ilişkiler yaşayabiliriz. Toplumda bu özellikleri sergileyebilen kişiler, kadının durağan, mutlak gücünü arkalarına almış kişilerdir. İlişkilerinde cömertçe verirler, geri dönüşü hesaplamaz, sabırla beklerler. Bir süre sonra gerçekten de tıpkı toprak gibi, verdikleri her şey er ya da geç kendilerine döner.

 

‘’DEVLET’’ ise erkektir (ANİMUS).Bu yüzden ‘’Devlet Baba’’deriz. Kuralları, yasaları, yöneticileri, kolluk kuvvetleri vardır. Durağan değil hareketlidir. Büyük gürültüler kopartarak kurulur, yine büyük gürültüler kopartarak yıkılır. Gözönündedir. İmparatorluklar kurulurken rekabet eder, kin ve aç gözlülükle savaşlar başlatır, soykırımlar yapar, baskı uygular, korkutur. Bütün bu gürültünün, güç gösterisinin, şaşaanın altında ise, toprağa bağımlı olduğu gerçeği gizlidir. Bu yüzden, bir siyasal hareketin ya da liderin başarılı olabilmesinin tek koşulu, arka planda yer alan, kadının durağan gücüdür. Her devlet ya da imparatorluk er ya da geç tarihten silinirken, toprak ana sessiz sedasız hep yerinde durur. Ayrım yapmaksızın onları barındırır,doyurur.

 

Bilinçdışımızda bile bu kadar güçlü olan kadın arketiplerinin (ANİMA), ister kadın olalım ister erkek,bireysel yaşantımızdaki ilişkilerde de çok etkin ve bağlayıcı olması kaçınılmazdır. Kurduğumuz ilişkilerdeki süreklilik, doyuruculuk ve derinlik, bilinçdışımızdaki kadının durağan mutlak gücünü yani animayı keşfetmemize bağlıdır. Çünkü bu durağan güç bağlayıcıdır, kuşatıcıdır, ana rahmi gibi güven vericidir ve ölümsüzdür. Sadece bilinçdışımızdaki eril (ANİMUS) gücü kullanarak varolmaya çalışmak bizi rekabet, hırs, kin ve hasedin esiri yapar. Bu duyguların hayattaki karşılığı ise kısa süreli bir başarının ardından, bizi sonsuza dek sürecek bir doyumsuzluğa ve yalnızlığa mahkum etmesidir. 

                                                                                                                                                   Psikolog / Psikoterapist Ufuk Maviengin


Diğer yazılarım

HANGİ DURUMLARDA PSİKOTERAPİ YARDIMI ALMALIYIM ?

ANALİTİK YÖNELİMLİ BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ NEDİR ?

PSİKOTERAPİ NEDİR? NE DEĞİLDİR?

HER YÖNÜ İLE BORDERLİNE YAPILAR

HER YÖNÜ İLE REKABETÇİ NARSİST YAPILAR

MATRİX ve PSİKOLOJİ

VAROLUŞSAL SORUNLAR

KADININ DURAĞAN MUTLAK GÜCÜ