- [ TELEFON: 0532 477 13 72 ] -

HİZMETLERİMİZ

CİNSEL SORUNLAR

 

 

   

 Psikolog / Cinsel Terapist Şirin Maviengin

              CSM: 0555 452 87 85

           www.psikolog-psikoloji.com

 

 

 

 

 

 

 

EN ÇOK GELEN SORU ve SORULAN SORULAR

 

-Cinsel ilişkiye girmeye korkuyorum (Vajinismus).

-İlk gece korkusu yaşıyorum.

-Erken boşalma sorunu yaşıyorum.

-Masturbasyon yapmak zararlı mı?

-Kadınlara yaklaşmaya çekiniyorum.

-Eşim ilişki öncesinde, bana yeteri kadar dokunmuyor.

-Orgazm yaşayamıyorum.

-Eşcinsellik bir hastalık mı?

-Değişik duygular, farklı arzular hissediyorum, bu bir sapkınlık mı?

-Eşim benden değişik fanteziler istiyor, bu sapıklık mı?

-Cinsel yaşantımız çok monotonlaştı, renklendirmek için neler yapabiliriz.

 

 VAJİNİSMUS

 

Kadının kendini en fazla yanlız hissettiği durumdur vajinismus. Ne yaparsa yapsın, bu durumdan kurtulamayacağına inanmış ve kendini hep diğerlerinden ayrı görmüştür. Ne yaparsa yapsın asla bu durumdan kurtulamayacağına inanmış ve kendisini diğer kadınlardan hep ayrı görmüştür.Herkesin rahatlıkla yaptığı şeyi o bir türlü yapamıyordur.Eşi de için için karısı tarafından sevilmediği ve kabul edilmediğini düşünüyordur.

 

Kadın mantıklı olarak olaya baktığında çok basit gibi görür evet bu sefer yapabilecektir çünkü herkes bunu yapar.Eşi ona dokunduğunda çok güzel şeyler hissediyordur fakat o an geldiğinde penis vajene yaklaştığında korkuların en büyüğünü yaşar.Sanki içi parçalanacak,kanlar akacak,bir şeyler yırtılacaktır.Ve bir türlü korkularını anlamlandıramaz, eşini iter ve kendi yalnızlığına geri döner.

 

Çünkü yıllardır bilinçdışı alınan telkinler görevlerini yerine getirirler ''çok kan akacak,parçalanacak,çok acı çekeceksin,vajenin çok dar penis asla içeri giremez'' gibi çocukluktan bu yana biz farkında olmadan sürekli bilinçdışımıza bu telkinler yerleşir.Ve bilinçdışı o kadar baskın bir güce sahiptir ki bilinç ona ne derse desin o bildiğini okur.

 

İşte tam bu anda devreye biz gireriz korkularını anlamlandırmak ve yalnız olmadıklarını hissettirmek için.Bu karanlık yolda onlara ışık tutarak beraberce yürümek için.

 

CİNSEL KİMLİĞİNZLE BARIŞIN

 

Cinsel kimlik, doğuştan getirdiğimiz ve dürtülere bağlı olarak geliştirdiğimiz toplumsal rollerdir. Örneğin kadın olmak, bir erkeği arzulamayı, anne olmayı ve bakım vermeyi kendi içinde barındırır. Erkek olmak ise, bir kadını arzulamayı, o kadın için rekabet etmeyi ve sahiplenmeyi kendi içinde barındırır. İç güdülerimize bağlı olarak geliştirdiğimiz bu toplumsal roller, cinsel kimliğimizi oluşturur.

 

Günümüzün yaşam koşulları ve iş hayatı, insana doğasına aykırı bir yaşamı dayatır. Bu aykırılık, bir süre sonra insanın dürtülerine, duygularına ve kendine yabancılaşmasına neden olur.  Dayatılan yaşam koşulları nedeni ile daha az sosyalleşen insanın, cinsel kimliği yeteri kadar gelişemez. Artan bilgisi ve zekasına karşılık duyguları çocuk kalır. Bu durum ise karşı cinsle yaşanan çatışmaların odak noktasını oluşturur. Özünde eşlerimiz ya da partnerlerimizle yaptığımız her kavga, aslında içimizde bir türlü gelişemeyen, cinsel kimliğimizle yürüttüğümüz kavgadır.

 

Alacağımız psikoterapi yardımı ile birlikte, doğuştan getirdiğimiz cinsel kimliğimizle tanışmaya ve onu geliştirmeye başlarız. Bu durum ise, karşı cinsle olan tüm ilişkilerimizde bizi daha avantajlı bir duruma taşır. Ne istediğini bilen ve seçimlerini, içinde barıştığı cinsel kimliğinin arzularına göre yapan, daha dengeli, sağlıklı ve mutlu bireyler oluruz.

 

CİNSEL ENERJİNİN GÜCÜ

 

İlişkilerde düzenli, renkli bir cinsel yaşam hem bedensel hem de ruhsal sağlığın anahtarıdır. Partneri ile düzenli ve doyurucu bir cinsel ilişki yaşayan bireyin, hastalıklara karşı daha dirençli olduğu bilimsel bir gerçektir. Cinsel enerjinin gücü ile harekete geçen metabolizma, bireyin bağışıklık sistemini güçlendirir, yaşam motivasyonunu arttırır ve hayata daha pozitif bakmasını sağlar.

 

Danışanlarımızla yürüttüğümüz psikoterapi süreci içerisinde, cinsel yaşamın düzene sokulmasıyla birlikte açığa çıkan cinsel enerjinin gücü, sadece cinsel yaşamda değil, bireyin var olduğu her alanda olumlu bazı değişikliklere neden olur. Açığa çıkan cinsel enerji, bireyi iş yaşamında da daha yaratıcı ve üretken kılar.

 

CİNSELLİKTE EMPATİ

 

Cinsellikte empati yani eşduyum, mutlu bir birliktelik adına geliştirilmesi gereken bir durumdur. Çiftlerin birbirlerine zaman ayırması ve tanımaya çalışması aralarındaki eş duyumu arttıracaktır. Cinsel ilişki sırasında, eşlerin birbirleri ile empati yapabilmesi, yani birbirlerinin heyecanlarını, arzularını hissedebilmesi ise aradaki bağı güçlendirecektir. Cinsel ilişki içerisinde çiftlerin birbirleri ile yaptıkları empati, sadece cinsel ilişki ile sınırlı kalmaz. Eşler, her durum ve koşulda birbirlerini anlamaya ve hissetmeye başlarlar. Örneğin erkek, eşinin o gün dışarı çıkmak konusunda bir arzusunun olduğunu, daha o söylemeden hissedebilir ve buna göre sürpriz bir plan yapabilir. Ya da kadın, iş dolayısı ile gergin olduğunu hissettiği eşine, küçük bazı sorunları söylemeyi o an için erteleyerek, onun sevdiği bir yemeyi önüne koyabilir. Bütün bunlar cinsel yaşamda yakalanabilecek bir ahenk ve eş duyumla birlikte mümkündür.

 

Psikoterapi süreci içerisinde çiftlere, aralarındaki eşduyumu arttırabilmek adına 10-20 dk. geçmeyen, bazı küçük egzersizler veririz. Bu egzersizler, çiftlerin birbirlerinin gözlerinin içine bakmasından başlayıp, cinsel ilişki sırasında nasıl dokunacaklarına kadar geniş bir yelpazeyi  kapsar. Bu kısa egzersizler sayesinde, daha fazla anlaşıldıklarını hisseden çiftler, daha duyumlu bir yaşama adım atarlar.